3.PERDE
CANLI BOMBA
Yine Karakolda bank üzerinde Dokuz Parmak bulunmaktadır. Komiser ve Polis Memurları birlikte oturmuşlar hazırladıkları yemeği beraberce yiyorlar. ( Büyük bir tepsiye domates salatası yapılmış, herkes ekmeğini domatesin suyuna banararak doymaya çalışıyor) Memur Mecit ekmeğin içini domates suyuna öyle bir bastırıyor ki diğer memurların dikkatini çekiyor.
KOMİSER- Yavaş ye ula kereta bataklık mı kurutuyorsun?
MEMUR MECİT- Komserim çok çalışan çok yer bunlar yattığı için yemese de olur (gülerek)
KOMİSER- Doğru söylüyorsun senin bir elin bir de dilin çalışıyor, laf laf konuş konuş dur bakalım Allah sonunu hayr etsin.( bütün memurlar kahkaha atar)
Telefon çalar, Memur Yaşar telefona bakar ve :
MEMUR YAŞAR- Komserim evden arıyorlar, kızınız telefonda.
Komiser ağzındaki yemeği yiyerek telefona koşar:
KOMİSER- Efendim Yavrum, canım kızım buyur bitanem… İşim çıktı kızım gelemedim siz yemeğinizi yeyin ben gelemeyeceğim…Yavrum ay başında söz alacağım…kızım benim ayakkabım da su geçiriyor alış biraz ayağı olmayan kızları düşün canım…Evet senin ayağın var ama kızım şimdi benim param yok Çaycı Cumali amcana olan borcumu hala ödemedim adam başıma Emniyet Müdürü kesildi kızım…söz kızım en kısa zamanda almaya çalışacağım. Söz anlaştık mı? Tamam yavrum hadi öptüm yavrum.. güle güle kızım…
Komiser üzgün bir halde masasına oturur.
MEMUR YAŞAR- Komserim buyrun kalmayacak valla.
KOMİSER- siz yeyin afiyet olsun ben doydum.
ÇAYCI CUMALİ- Komserim takma kafaya ben de para var. Aybaşında verirsin.
KOMİSER- Ya sana borcumuz çoğaldı.
Çaycı Cumali cebinden küçük bir defter çıkarır ve komiserin borcunu kontrol eder. İkiyüz YTL borcunuz kalmış komserim. Şu elliyli de da al toplam ikiyüzelli YTL borcun oldu komserim.
Komiser istemeye istemeye parayı alır cebine kor.
DOKUZ PARMAK- Hoop hoop! Cumali abi ya bana da biraz borç versene.
ÇAYCI CUMALİ- sana güvenilmez oğlum ben seni nerden bulacağım.
DOKUZ PARMAK- Ya abi her gün buradayım valla sen de görüyorsun. Gidecek bir yerim yok.
Bu arada tekrar telefon çalar. Komiser tekrar kızının aradığını zannederek telefonu eline alır.
KOMİSER- Efendim kızım…Pardon Müdürüm özür dilerim kızımla görüşüyordum, tekrar aradı zannettim… Evet Müdürüm…Anlaşıldı Müdürüm…baş üstüne Müdürüm. Hemen gönderiyorum Müdürüm.
Komiser telefonu kapatır, Memur Kaan’a
KOMİSER- Kaan hemen Müdür beyin makamına çık, özel kaleminde Bakanlıktan gelen gizli şifre bir yazı varmış, acele al gel.
Memur Tamam Komiserim diyerek hemen dışarı çıkar. Biraz sonra memur Murat elinde bir evrakla içeri girer
MEMUR KAAN- Buyur Komiserim getirdim.
KOMİSER- Ver bakalım neymiş (Kağıdı önce içinden okuduktan sonra) Memurlara dönerek “Arkadaşlar Ülkemizde faaliyet gösteren bazı yasa dışı örgütler tarafından canlı bomba eylemleri, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına yönelik silahlı, bombalı ve gündem oluşturacak tarzda eylemler yapılacağına dair istihbari duyumlar alınmış, bakanlığımız tüm memurların bu gibi eylemlere karşı müteyakkız bulunmasını istemektedir.
BEKÇİ RIZA- Ya komserim ben buralıyım. Burada canlı bomba falan olmaz.
KOMİSER- belli olmaz arkadaşlar. Hepiniz dikkat edin burası İzmit burada olmaz falan demeyin. Her an her şey olabilir. Daş düşebilür, ayı çıkabülür.
ÇAYCI CUMALİ- Valla komiserim burada bir yağmur yağsın toprak kayar, daş düşer, gökdaşı düşer, nerdeyse böbreğindeki daş bile düşer.
Komiser ve Memurlar güler.
Bu sırada dışardan gürültü ve kavga sesleri duyulur. Memur Yaşar ile Memur Mecit hemen dışarı koşarlar ve biraz sonra iki şahıs getirirler. Şahıslar kendi aralarında kavga etmişlerdir. Birinin ağzı burnu kan içerisinde, diğerinin kılık kıyafeti düzgün bir şekildedir.
KOMİSER- Hayırdır inşallah, nedir Mecit bunların durumu, ne oldu yine.
MEMUR MECİT- Komiserim bunların ikisi de internetçi, kavga etmişler. Bülent Aydın’ı dövmüş ve ona silah çekmiş.
Dövülen Aydın hemen lafın arasına girer ve
AYDIN- Komiserim bu adam benim internet kafeme gelen müşterileri çekemiyor, kendi internet kafesine kimse gitmiyor diye beni suçluyor, bana silah çekerek tekme tokat dövdü.
KOMİSER- (Bülent’e dönerek)Neden dövdün adamı derdin ne?
BÜLENT- Komiser bey bu adam yüzünden iş yapamaz hale geldim. Her yerde intirnete bağlanmanın bir saati birmilyon, bu adam saatini beşyüzbin liradan yapıyor, böyle olunca bize müşteri gelmiyor, haklı olarak. Haksız rekabet yapıyor, bizim de ekmek yememiz lazım, birde çağa çocuk ne varsa yığıyor internet kafeye, geçen sizden bir yazı gelmişti 12 yaşından küçükler internet kafeye alınmayacağına dair, git şimdi bu adamın internet kafesine kundaktaki bebeğine kadar hepsi orada komiserim.
KOMİSER- İyi de kardeşim sen hak alma makamı mısın? varsa bir usulsüzlüğü ararsın 155’ i ismini de söylemezsin eğer dediğin doğruysa gereğini biz yaparız. Hem Polis oluyorsun hem savcı hem de hakim, herkes kendi hakkını kendi eliyle almaya kalkarsa ortalığı kan götürür oğlum. Birde siz esnaf adamsınız yüz yüze bakacaksınız ayıp değimli şimdi bu, adama silah niye çektin. Ya vursaydın adamı, ne olacaktı.
BÜLENT- Komiserim dövdüğüm doğru ama silah olayı yok.
AYDIN- Vardı komiserim vallaha vardı, yalnız silahını evine bırakmış olabilir, çünkü evi de internet kafesinin hemen bitişiği.
MEMUR MECİT- Komiserim bırak beni hemen gidip evini arayıp bulup getireyim silahı.
KOMİSER- Arama kararı almadan eve girilir mi oğlum?
MEMUR MECİT- Komiserim karar alıncaya kadar on saat geçer, gecikmesinde sakınca görülen hal var ortada.
KOMİSER- Oğlum ortada gecikmesinde sakınca olan hal mal yok, söyleriz Savcıya, talimatına göre hareket ederiz kardeşim.
KOMİSER- (Memur Yaşar’ a dönerek) Yaşar hemen bunların Doktor Raporu yazılarını yaz, bende savcıya olayı haber vereyim der ve bir numara çevirerek telefonla savcı ile konuşmaya başlar.
KOMİSER- Savcım iyi günler… ben Karakol Amiri Komiser Bayram …savcım iki internetçi şahıs kavga etmiş, biri birini dövmüş…Döven Bülent savcım… Her iki şahsı da yazılarını yazdırdım şimdi doktora gönderiyorum…Müşteri yüzünden savcım…Birine müşteri çok geliyormuş, diğerine gitmediği için kendi aralarında rekabetten dolayı kavga etmişler savcım…Aydın’ın ifadesine göre Bülent’te silahta varmış, silah çekmiş, yalnız bu silah olayını Bülent kabul etmiyor…Evinde arama yapmak istiyoruz. Yazısını yazıyorum takdir sizlerin savcım… Anlaşıldı efendim… Hemen arama kararı yazısını yazıyorum efendim…Tamam efendim Bülent’i gözaltı yapıyoruz, Aydın’ı rapor ve ifadesinden sonra gönderiyoruz efendim… Anlaşıldı efendim.
DOKUZ PARMAK- ya komserim Allahını seversen rahatımı bozma adam madam sokma yanıma. (Dokuz oturduğu bankı sahiplenmiştir.)
KOMİSER- (Komiser Memur Yaşar’ a dönerek) Yaşar Raporla beraber Arama Kararı yazısını da yaz, bu adamın evinde Karar çıkarsa arama yapacağız.
MEMUR YAŞAR- Tamam Komiserim hemen yazıyorum.
KOMİSER- Memur Mecit’e dönerek bak gördün mü oğlum, ne gerek var usulsüz iş yapmaya, sen konuyu güzel güzel anlattıktan sonra makul şüpheni ortaya koyduktan sonra hakim savcı sana arama yapma mı diyecek.
MEMUR MECİT- Komiserim iyi de bir sürü masraf, bir sürü kağıt, bir sürü benzin, bir sürü zaman, hep israf bunlar komiserim.
KOMİSER- Oğlum bu işlerin israfı olmaz, yoksa sen israf olursun, elinizi hiçbir zaman yakmayın. Kraldan çok kralcı da geçinmeyin. Hakimin savcının işini de sen yapacaksan onlar ne iş yapacak…
Memur Mecit kafasını sallayarak ikna olmadığını ima eder.
MEMUR YAŞAR- Komiserim yazılar tamam.
KOMİSER- tamam o zaman hemen doktor Raporu ve arama kararını alıp gelin.
Memur Kaan ve Memur Mecit şahısları alarak dışarı çıkarlar.
Komiser Masasına oturur oturmaz telefon çalar.
KOMİSER- Efendim Komiser Bayram buyrun. Evet karakol buyurun….Nerde…Kaç yaşlarında…20-25 öyle mi?...elindeki pankartı okudunuz mu? …tekrar eder misiniz? “Ölmeye Geldim” öyle mi? Başka bir şey yazıyor mu pankartta? Büyük harflerle “DKC” mi? Tamam tamam… hemen ekip geliyor dikkatli olun canlı bomba olabilir…
Komiser panik halde tekrar telefona sarılır ve :
KOMİSER- Sayın Müdürüm Komiser Bayram, acil bir konu gelişti…Bakanlıktan gelen yazı doğru çıktı sayın Müdürüm… Anlatıyorum efendim. Bizim lojmanların karşısında 20-25 yaşlarında canlı bir bomba varmış… evet efendim…elinde pankart var efendim… silahı bilmiyorum efendim vatandaş ihbar etti. “DKC” diye bir örgüt efendim… tam açılımını bilmiyorum Sayın Müdürüm ama örgüt olduğu belli. Özel Harekat ile Bomba İmha Uzmanı… geçiyorum efendim bende hemen geçiyorum. Telefonu kapatır ve :
KOMİSER- Yaşar koş oğlum çelik yeleğini giy iş ciddiye benziyor.
MEMUR YAŞAR- Geldim komserim hadi Allah korusun.
KOMİSER- (Çaycı Cumali, Bekçi Rıza’ya dönerek) Karakol size emanet.
Komiser ile Memur Yaşar koşarak dışarı çıkarlar. Karakolda Çaycı Cumali, Bekçi Rıza ve Dokuz Parmak kalmıştır.
BEKÇİ RIZA- (Komiserin masasına oturur) Şükür bize kaldı karakol Cumali. Allah bugünleri de nasip etti. Ölsem gam yemem artık komserin masasına oturdum ya.
ÇAYCI CUMALİ- Millet can pazarında sen koltuk sevdasındasın Rıza. Çok ayıp ama…
BEKÇİ RIZA- Oğlum ne canlı bombası burada canlı bomba mı olur? Burayı en iyi bilen benim. (kadınları kastederek) Canlı bombaların hepsi İstanbul’da. Hem de cap canlı valla. Üç-dört tane sümüklü karıya canlı bomba muamelesi yapılıyor olmuyo valla.
ÇAYCI CUMALİ- İşin gücün hovardalık senin de ha.
BEKÇİ RIZA- Dinime dahleden bari müselman olsa, sen kendine bak her gün bir gazinodasın. Hadi çayları hazırla müşteriler dolmadan…
ÇAYCI CUMALİ- Tamam tamam.
Çaycı Cumali türkü söyleyerek çay demlemeye başlar.
“Sivasın yollarına,
Çıkayım dağlarına,
…………………….
…………………….
Dokuz Parmak Bekçi Rızadan sigara ister ve sigarayı alarak içmeye başlar.
Biraz sonra Doktor Raporuna giden Memur Kaan, Memur Mecit ve iki internetçi şahıs gelir.
MEMUR KAAN- Rıza komser nereye gidiyordu Yaşarla birlikte çelik yelekli gelirken yolda gördük..
BEKÇİ RIZA- Canlı bombayı cansız hale getirmeye gitti.
MEMUR KAAN- Ne canlı bombası? Kafa bulma bizimle
BEKÇİ RIZA- Vallahi doğru söylüyorum birazdan gelirler.
MEMUR KAAN- Ya bizi niye çağırmadı ki.
BEKÇİ RIZA- Özel Harekat, Terör, Bombacılar hepsi ordalar bizim lojmanların karşısındaymış canlı bomba.
Bekçi Rıza gülerek kafasını sallayarak odadan ayrılır.
MEMUR MECİT- Ya neyse birazdan belli olur biz komser gelinceyle kadar Aydın’ın ifadesini alıp gönderelim. Bülent’i de Nezarethaneye koyalım.
MEMUR KAAN- Doğru söylüyorsun dostum hemen yapalım ben ifade alayım sen de şu adamı paket yap.
Memur Kaan Aydın’ı karşısına alarak bilgisayarda Müşteki ifadesini almaya başlar. Memur Mecit de Bülent’in üstünü arar ve Nezarethaneye koyar.
Bülent Nezarethaneye girer girmez Dokuz Parmak adeta polis gibi duvara dayar üst aramasını yapar ve Bülent’in cüzdanından çaktırmadan bir miktar para alır. Bülent Dokuz Parmağın hareketlerinden ürkmüştür ve sessizce köşeye çekilerek oturur. Dokuz Parmak elinde tesbih rajon kesmektedir.
Biraz sonra Komiser beraberinde iki Özel Harekat Memuru, Bomba koruma elbisesini giymiş bomba imha uzmanı, Olayyeri İncelmeme Memuru, iki sivil memur ve Memur Yaşar ile birlikte içeri girer, yanlarında genç bir çocuk ve elinde de bir pankart bulunmaktadır.
SİVİL MEMUR HASAN- Komiserim bunları ben bilirim, ben İstanbul’ da Terörde çalışıyordum. Bunlar adını bile söylemez. Küçük ama çelikten bir müfreze diyorlardı bunlara.
KOMİSER- Peki bu DKC ne demek oluyor, açılımı ne bunun?
SİVİL MEMUR HASAN- O şey komiserim…
DOKUZ PARMAK- Deli Kanlı Ceyhun, Deli Kanlı Ceyhun
SİVİL MEMUR HASAN- DEVRİMCİ KOMİNİST CEPHESİ, çok tehlikeli bir örgüt. Adı çok duyulmamış ama dedikleri gibi gerçekten de çelikten bir müfreze. Adam zaten yazmış pankarta açıkça ölmeye geldiğini, gerçi diğer örgütlerde böyle açıktan pankarta ölmeye gelindiği yazılmaz ama bunlar zaten ölmeye niyetlendiği için açık açık yazmışlar herifler.
KOMİSER-(Sanığa dönerek) Yavrum tekrar soruyorum, adın ne.. ne iş yaparsın.. nerden geldin..talimatı kimden aldın?
SANIK-…………………………………..
SİVİL MEMUR HASAN- Uğraşma komiserim boşuna konuşmaz bu, benim ömrüm sorguda geçti, zaten bu adamlarla konuşmaya da değmez.
Komiser Özel Harekatçı Memurlara dönerek arkadaşlar başarılı bir operasyon yaptık, Allaha Şükür kimsenin burnu kanamadı, Hepinize teşekkür ediyorum, siz gidebilirsiniz, ihtiyaç olursa ben sizi çağırırım.
Özel Harekatçı Memurlar tamam Komiserim, Allah Korusun, Kolay gelsin diyerek Karakoldan ayrılırlar.
KOMİSER- (Komiser Bombacıya dönerek )Ya Ahmet iyide bu adamda bomba çıkmadı, neresi canlı bomba bu adamın?
BOMBACI AHMET- Valla Komiserim ben bilmiyorum, adamda bomba yok, silah ta yok. Belki de malzeme daha sonra gelecekti, ben bilemiyorum. Hem benim işim bittiyse şu robot elbisesini çıkarayım artık.
KOMİSER- Ya çıkar elbiseyi de na yapıcaz bu adamı, bomba yok adam konuşmuyor, dur ben bi savcıya söylüyeyim dur.
Komiser telefonu çevirir savcıyı arar.
KOMİSER- Sayın savcım ben Karakol Amiri Komiser Bayram, rahatsız ettim yine, bu gün olayımız çok savcım, bir vatandaş ihbarı üzerine bizim Lojmanların karşısında canlı bomba olma ihtimali yüksek bir şahıs aldık. Adamın elinde Ölmeye geldim ibareli DKC imzalı yasa dışı bir pankart var. Yalnız adamın üstünde bomba ve silah çıkmadı…DKC’ yi uzman Terörcü arkadaşlar var efendim onlara sordum, DEVRİMCİ KOMİNİST CEPHESİ olduğunu söylediler… Efendim evi de bilmiyoruz, adam zaten hiç konuşmuyor, ağzını bile açmıyor…Şahsı şu aniçin tanıyan çıkmadı ancak ekiplerime talimat verdim, araştırıyorlar çevreden… Anlaşıldı efendim, her hangi bir gelişme olduğunda ben sizi tekrar arıyacağım efendim, der ve telefonu kapatır.
KOMİSER- (Memur Şenol’a dönerek) Şenol bu şahsın boy fotoğrafını çekelim, ayrıca parmak izlerini de alarak suç kaydı ve kimlik tespitini yapmaya çalışalım.
MEMUR ŞENOL- Tamam komserim. Dilerek şahsın fotoğrafını çeker
DOKUZ PARMAK- Abi benim de bir fotoğrafımı çek ya ne olur.
MEMUR ŞENOL- Ya senin bir sünü fotoğrafın var bizde.
DOKUZ PARMAK- Olsun abi ya son halimle çekmediniz ki.
KOMİSER- (Memur Kaan’a dönerek) Tüm Ekiplerimize haber verin bu şahsın fotoğrafını başta yakalandığı yere yakın olmak üzere, okul, Kafe, Kahvehane, Gazino ne kadar umuma açık yer varsa her yeri dolaşıp bu şahsın kim olduğunu öğrenmeye çalışsınlar.
MEMUR KAAN- Anlaşıldı komiserim, hemen haber veriyorum. Bu arada Parmak izi ekibi ile fotoğraf çeken bir memur gelerek, şahsın parmak izini alıp, potoğrafını çekerler.
Bu ana kadar bekçi Rıza içeride yoktur ve tam bu sırada Bekçi Rıza içeri girer, karşısındaki genç şahsı görünce şaşırır. Komisere dönerek
BEKÇİ RIZA- Komiserim canlı bomba bu mu?
KOMİSER- He bu beğenmedin mi bu canlı bombayı?
BEKÇİ RIZA- Allah Allah bu bizim mahalledeki Öksüz Hasan’ ın oğlu.
KOMİSER- Ya Rıza ciddimi diyorsun, sen bu çocuğu tanıyor musun?
BEKÇİ RIZA- Komiserim valla doğru söylüyorum bizim Öksüz Hasan’ ın oğlu bu, ne zaman örgüte girmiş, ne zaman canlı bomba olmuş, hiç haberimiz yok ya.
KOMİSER- Rıza bunun babasını hemen bul, acele karakola getir.
BEKÇİ RIZA- Komiserim…
Komiser Rıza’ nın essini keser, konuşmasına fırsat vermez.
KOMİSER- Çabuk diyorum kardeşim bırak konuşmayı git hemen adamı al getir.
Bekçi Rıza tamam tamam diyerek karakoldan ayrılır.
KOMİSER- Yaşar oğlum bu sanığa haklarını hatırlat.
DOKUZ PARMAK- Dur komserim ben hatırlatayım. Susma hakkın var, telefon hakkın var, avukat tutma hakkın var, yeme içme çimme daha bir sürü hakkın var, bir de kötek hakkın var ama yanıma gelirsen tabi.
KOMİSER- sus kardeşim sus bu kadar işin arasında bir de seninle uğraşamam.
MEMUR YAŞAR- Komiserim Susma Hakkını hatırlamaya gerek yok değil mi? adam zaten ötmüyor.
KOMİSER- Oğlum bırak gırgırı da sen adama şüpheli ve sanık hakları formunu oku ve adama imzalat, eğer imzalamazsa imzadan imtina etti diye altına not düş.
Bu arada parmak izi ekibi içeri girer.
MEMUR ŞENOL- Komiserim adamın parmak izi kaydından her hangi bir suç kaydı çıkmadı. Ayrıca kimlik tespitini de yapamadık.
ÇAYCI CUMALİ- Yav komiserim belki adamın kimliği üstündedir bi arayın adamı yav.
KOMİSER- He ya… Adamın hiç üstünü aramadık, bomba silah var mı yok mu diye kontrol yaptık ama, Nüfus Cüzdanı var mı yok mu hiç bakmadık. Adam canlı bomba olunca aklımız havaya uçtu kardeşim. Oğlum Mecit ara bakayım şu adamın üzerini.
Memur Mecit adamın üzerini arar, cüzdanını karıştırırken bir nüfus cüzdanı bulur.
MEMUR MECİT- Buldum komiserim buldum vallaha buldum.
KOMİSER- Ver bakayım lan şu kimliği, Allah Allah… Adı:Kamil, Soyadı: Can…Baba Adı: Hasan… Ana Adı: Fadime…Doğum Yeri: Şavşat… Doğum Tarihi: 01.11.1980 kaç ediyo lan bunun yaşı.
MEMUR MECİT- Yaşı yirmisekiz komiserim. Yaşı tutuyor.
Bu sırada bekçi Rıza ve çocuğun babası Öksüz Hasan içeri girerler.
BEKÇİ RIZA- Getirdim komiserim aha çocuğun babası Öksüz Hasan dediğimiz bu.
KOMİSER- Hasan dayı gel bakalım hoş geldin, geçmiş olsun, niye sahip çıkmadın bu çocuğa.
ÖKSÜZ HASAN- Hiç sorma komiser bey ilgilenemedik, kendini kaptırmış bi defa ne yapalım.
KOMİSER -Sen şimdi bu adamın bu halinden şikayetçi değilsin yani doğrumu.
ÖKSÜZ HASAN- Komiserim vaz geçirmek için çok uğraştık. Anası da çok çalıştı kadın, yalnız benim oğlan sağır ve dilsiz olduğu için çok fazla tesir edemedik.
KOMİSER- Neee sağır ve dilsiz mi? Gerçek mi diyorsun?
BEKÇİ RIZA- Yav komiserim ben sana söyliyecektim çocuğun sağır ve dilsiz olduğunu ama sen beni konuşturmadın bile.
KOMİSER- Peki bu çocuğu örgütle kim tanıştırdı?
ÖKSÜZ HASAN- Komiserim kızın adı Derya, Örgüt değildir. Örgüt diye bi kız daha mı var yoksa?
KOMİSER- Ne kızı kardeşim? İyice kafam karıştı, bak senin çocuğun elinde yasa dışı pankartla yakalandı. Aç oğlum şu pankartı bak ne yazıyor üzerinde oku bakalım.
ÖKSÜZ HASAN- “Ölmeye Geldim” DKC
KOMİSER- Eee bunun bi izahatı yok mu?
ÖKSÜZ HASAN- Komiserim bildiğim kadarıyla sizin Lojmanların karşısında oturan Postacı Recep’ in derya isminde bir kızı var, benim oğlan bu kıza gönlünü kaptırmış, yalnız oğlum sağır ve dilsiz olduğu için kız oğluma mektup yazmış ve eğer benim için Ölmeye razı isen seninle evlenirim demiş. Benim oğlan da her halde bu pankartı onun için yazdı ve ilan-ı aşk etmeye gitti oraya.
KOMİSER- Hasan dayı buraya kadar anladık ta bu Devrimci Komünist Cephesi ne oluyor?
ÖKSÜZ HASAN- Komiserim ben onu bilmiyorum ama bu benim oğlanla sevdiği kızın isimlerinin baş harfleri. Evin her tarafında Tuvalette Banyo da her yerde DKC yazıyor.D’ si Derya, K’ si Kamil, C’ si de soy ismimiz Can.
KOMİSER- Anlaşıldı anlaşıldı, Bu bakanlıktan gelen gizli şifre yazı bizim basiretimizi bağladı, olacak iş değil, şimdi ne diyeceğiz Emniyet Müdürüne, rezil olduk ya, ulan Terörcü Hasan (Sivil Memuru Kastediyor) bizi de kandırdın ya Devrimci Kominist Cephesi diye. Komiser telefonun başına geçer kafasını sallayarak numarayı çevirir durumu Emniyet Müdürüne mahcubiyetle izah eder. Daha sonra Öksüz Hasan ve oğlu Kamil Can’ a dönerek “kusura bakmayın bir yanlışlık oldu, Allah yuvanızı mutlu etsin, devamına erdirsin, hadi gidebilirsiniz.!”
Komiser şahısları uğurlar ve bitkin bir vaziyette tekrar içeriye girer. Nezarethanedeki Bülent’i görünce,
KOMİSER- Bu adamı ne zaman attınız buraya?
MEMUR MECİT- Komiserim siz canlı bomba damadımızı almaya gidince bizde bu arada bu işi halledelim dedik.
KOMİSER- Peki adamın üst araması, şüpheli ve sanık hakları formu, gözaltı takip formu, nezarethane defterine kaydını yaptınız mı?
DOKUZ PARMAK- Üst aramasını ben yaptım komserim para filan
yoktu.
SANIK BÜLENT- Vardı komserim para cüzdanımdaydı ama şimdi yok.
KOMİSER- Dokuz Parmaaaaakk! Çabuk adamın paralarını ver Altı Parmak olmadan.
DOKUZ PARMAK- tamam tamam al kardeşim paran kadar konuş.
MEMUR MECİT- Komiserim bir tek doktor raporunu aldık, diğerlerini de acelesi yok diye bekledik, bir de arama kararı yazısını aldık.
KOMİSER- Olur mu kardeşim elli defa söyledik size Allah korusun adam şimdi burada ölse ne yapacağız? Azrail giremez diye bir tabelamız mı var?
MEMUR MECİT- Yok komserim orda sadece Dokuz parmak var.
KOMİSER- Kardeşim Dokuz parmak Azrailden tehlikelidir.
DOKUZ PARMAK- (Sanık Bülentin boğazına sarılarak) İlahi Azrail sen adamı öldürürsün…
KOMİSER- Bırak kardeşim adamı. Mecit hemen sanığı çıkar ve dediklerimi bir bir yap. Anlaşıldı mı?
MEMUR MECİT- Anlaşıldı komiserim.
Memur Mecit Padişah fermanı gibi bir evrak çıkarır ve Şüpheli ve Sanık Hakları formunu adama okur ve imzalatır.
SANIK BÜLENT- Komiserim ben zaten iflas etmiş durumdayım şu mendebur adam yüzünden param yok Avukat mavukat tutamam.
KOMİSER- Orasını sen merak etme, para şart değil bu senin yasal hakkın parasını devlet karşılıyor. Avukat tanıdığın varsa söyle yoksa Barodan bir avukat isteyeceğim.
SANIK BÜLENT- Tanıdığım Avukat var. Güven Beyi istiyorum o gelsin.
KOMİSER- Oğlum Kaan Avukat Güven Beye telefon aç konuyu bildir.
MEMUR KAAN- Anlaşıldı komiserim arıyorum.
BÜLENT- Komser Bey eve telefon açmak istiyorum.
KOMİSER- Tabi tabi aç buyur aç.
Bülent telefon ile ailesine bilgi verir.
Aydın bir yandan ifade verir bir yandan da şaşkın şaşkın olup bitenleri izlemektedir.
AYDIN- Vallahi iyi mağdur olan biziz bizi soran eden , yemek söyleyen yok. Suçlu olmak varmış bu devirde…
KOMİSER- (Bülenti göstererek) Mecit ne oldu bu adamın ev arama kararı çıktı mı?
MEMUR MECİT- Çıktı komserim.
KOMİSER- O zaman Sen, Kaan’la birlikte ev aramasına gidin.
MEMUR MECİT- Komserim Bülent’i yanımıza alalım mı?
KOMİSER- Alın alın ayrıca komşulardan da iki kişiyi arama esnasında yanınızda bulundurun. Hadi çıkarın Bülent’i birlikte hemen gidin yapın aramanızı.
MEMUR MECİT- Anlaşıldı komserim.
Sanık Bülent , Memur Mecit ve Memur Kaan ev aramasına giderler. Komiser masasına oturur.
KOMİSER- Ne yoğun gündü be kardeşim. Cumali çayın yok mu öldüm vallahi.
ÇAYCI CUMALİ- Var komserim getiriyorum yine açık ve şekersiz mi olsun?
KOMİSER- Öyle olsun canın sağolsun ne yapalım. Olsun da çay olsun.
Komiser orada bekleyen Aydın’ı görünce.
KOMİSER- Aydın senin ifaden alındı mı?
AYDIN- Alında komser bey.benim başka bir işim yoksa gideyim müsadenizle.
KOMİSER- dur bir çayımızı içte öyle git (Çaycı Cumali Aydın’a çay verir) Ama Bülent’in dediği gibi 12 yaşından küçük çocukları İnternet kafeye aldığını tespit edersem gerekli idari işlemi yaparım haberin olsun.
AYDIN- Komserim şu içtiğim çay klavyeme döktülsünki yalan vallahi.
KOMİSER- Ne büyük beddua ettin kardeşim günahtır hiç böyle ağır beddua edilir mi? (gülerek) Yok klavyesine içtiği çay dökülsünmüş, yok posta kutusuna iki ay mail gelmesinmiş( gülerek)…
AYDIN- Komserim internetçinin bedduası böyle olur.
KOMİSER- Eeee.. biz nasıl beddua edeceğiz o zaman?
AYDIN- sizi bilmem komser bey.
ÇAYCI CUMALİ- Komserim ben biliyorum “Etrafımı canlı bombalar sarsın, silahım elinde patlasın, kurusıkıyla çatışmaya gireyimki”… nasıl ama.(gülüyor)
KOMİSER- Ula sen tam polis olacak adammışsın da yanlışlıkla çaycı olmuşusun. Neyse Aydın bey çayınızı içtiyseniz gidebilirsiniz. Herhangi bir konu olursa biz size ulaşırız.
AYDIN- Komiserim Bülent’in durumu ne olur? Tutuklanır mı?
KOMİSER- Orasını biz bilemeyiz. Seni darp ve tehdit etmekten adliyeye sevk edeceğiz. Gerisine savcı ve hakim karar verecek. Tamam mı?
AYDIN- Ya komiserim bu adam serbest kalırsa pislik çıkartır.
KOMİSER- Sen merak etme, er yada geç adalet yerini bulur. Hadi sen git şimdi.
AYDIN- Her şey için teşekkürler komser bey. Der ve karakoldan ayrılır.
Komiser masasına oturur aramaya giden memurlar, Bülent, bir çocuk ve Bülent’in Karısı karakola getirilir.
MEMUR MECİT- Getirdik komiserim, hepsini toplayıp buraya getirdim. Evde bir kurusıkı tabanca bulundu. Gerçek silahı nereye sakladıklarını söylemiyorlar.
Komiser Mecit’in elindeki kurusıkı tabancayı alıp kontrol eder ve kendi beline takar.
BÜLENT’İN KARISI- Komser bey evde silah falan yok, bu kurusıkı tabancada faturalı ve kocamındır. Şimdi bizi niye buraya topladınız bilemiyorum. Suçumuz nedir? Konu komşuya rezil olduk herkes merak ediyor acaba bunlar ne yapmışlar diye…
KOMİSER- tamam hanımefendi bir yanlışlık olmuş siz gidebilirsiniz. Geçmiş olsun önemli bir konu yok, kocanız bir arkadaşıyla kavga etmiş, bugün misafirimiz olacak.
Komiser Bülent’in karısını evlerine yollar ve Memur Mecit’e dönerek;
KOMİSER- kardeşim seni ev aramasına gönderiyoruz evde kim var kim yok toplayıp getiriyorsun. Sana bunları topla getir diyen oldu mu?
MEMUR MECİT- komserim belki karakolda doğruyu söylerler, konuşurlar, silahın yerini söylerler diye getirdim bunları.
KOMİSER- kardeşim silah yoksa zorla mı bulacaksın? Olmayan şeyin neyini bulacaksın. Adam gibi aramanızı yaptınız gerçek silah bulamadınız tamam işte daha ne istiyorsunuz. Hem kurusıkı silah bir olayda kullanılmışsa gerçek silah gibi işlem görür bunu bilmiyor musunuz?
BÜLENT- ( Hayretle gözleri açılır)- Gerçek mi komser bey, kurusıkı silahı kullanmak gerçek silah kullanmakla aynı mı şimdi?
KOMİSER- Evet aynıdır kardeşim karşındaki adam bunun kurusıkı olduğunu nerden bilecek. (beline kattığı kurusıkı tabancayı çeker ve gösterir) şimdi bu silah kurusıkı mı yoksa gerçek mi söyle bakalım?
BÜLENT- O gerçek silah komserim belli.
KOMİSER- Nerden belli söyle bakalım?
BÜLENT- Çünkü sizin silahınız da ondan..
Komiser belindeki kurusıkı silahı çeker, doldur boşat yapar ve Bülent’in ayaklarına doğru bir el ateş eder. Herkes ne olduğunu şaşırmıştır. Bülent öldüm anam diye kendini yere atar ama bakar ki herhangi bir şeyi yok.
BÜLENT- Komserim öldürdün beni çok korktum vallahi ödüm patladı.
KOMİSER- Gördün mü bilemedin hem de kendi silahını tanıyamadın. Cumali bedduan tuttu oğlum kurusıkıyla çatışmaya girdim(gülerek)
BÜLENT- Komserim haklısınız ben de Aydın’ı sadece korkutmak istemiştim. Ondan silah çektim.
MEMUR MECİT- Aaaa itiraf etti, silah çektiğini itiraf etti komserim.
KOMİSER- Senin sorgu tekniğini kullansaydık ömür boyu söyletemezdik bunu.
BÜLENT- Komserim ben itiraf ediyorum Aydın’a kurusıkı silah çektim ve onu dövdüm, bir yanlışlık oldu ne yapılım işte.
MEMUR KAAN- Yine delikanlı adammış valla suçunu itiraf etti.
DOKUZ PARMAK- Oğlum dünya delikanlı olsaydı yuvarlak olmazdı( Herkes gülmeye başlar)
ÇAYCI CUMALİ- Doğru ya komserim ozon delik, dünya yuvarlak ne olacak bu halimiz?
Herkes gülüşmeye başlar. Komiser Masasına oturur. Bekçi Rıza içeri girer.
BEKÇİ RIZA- Komiserim dışarıda grand tuvalet bir adam sizinle görüşmek istiyor gelsin mi?
KOMİSER- Gelsin bakalım Allah Allah! Kim miş bu ya sakın bakanlık müfettişi falan olmasın?
Bekçi ile beraber papyon kravatlı, foterli, takım elbiseli bir adam girer.
ZENGİN ADAM- İyi günler komser bey. Bir maruzatım var onun için sizleri rahatsız ediyorum.
KOMİSER- Estağfirullah beyefendi buyurun sizi dinliyorum.
ZENGİN ADAM- Komser bey ben yetiştirme yurdunda büyüdüm. Bir kardeşim ve zengin bir babamdan başka kimsem yoktu. Babamın vefatından sonra kardeşimi bulamadığımdan dolayı büyük miras bana kaldı ve çok zengin bir iş adamı oldum. Ama huzurlu değilim biricik kardeşimi arıyorum. Kardeşimin çok sefil bir hayat yaşadığını ve hapislerden karakollardan çıkmadığını duydum.
KOMİSER- Bi tarif eder misin? Nasıl bir adammış bu?
ZENGİN ADAM- Valla komser bey yıllardır görmüyorum. Doğrusu nasıl bir adam olduğunu ben de merak ediyorum. Herhalde bana benziyordur. Hatırladığım tek şey parmağının biri yoktu. Ona zaten herkes Dokuzparmak diyormuş.
DOKUZ PARMAK-Abiciğim.
ZENGİN ADAM- Kardeşimmmmmm!
-Dokuzparmak zengin adama sarılarak uzun bir süre hasret giderir.
KOMİSER - Bak Dokuzparmak, Ne kadar şanslısın, bu sıkıntılar içinde böyle bir güzel buluşma gerçekleşti. Dokuzparmak bak artık zengin bir adam oldun. Bundan sonra yan kesicilik yapmayacağına bana söz verir misin?
DOKUZPARMAK- Söz komserim. Bundan sonra yapmayacağım. Zaten yoksulluktan yapıyordum. Artık ihtiyacım kalmadı. Bundan sonra bana gizli gizli para vermene de gerek kalmadı.
KOMİSER BAYRAM- Madem ki söz veriyorsun, ben de tüm yetkilerimi kullanarak seni topluma kazandırmanın gurururun yaşıyorum. Ama bizleri de unutma arasira uğra, gel çayımızı iç.
DOKUZPARMAK- Valla komiserim bu güne kadar hep size sığındım. Gidecek yerim olmadığı zamanlar bana bir anne bir baba gibi sahip çıkıp, İnsallığın en güzel örneğini gösterdiniz. Oy sa ben hep buraya suçlu olarak geldim. Ama bundan sonra sadace sevdiğim ve değer verdiğim ağabeylerimi görmek için geleceğim. Söz veriyorum.
( Dokuzparmak karakol personeli ile vedalaşarak abisi ile birlikte karakoldan çıkarken, kapıdan geri gelerek, )
DOKUZPARMAK- Bayram komiserim Unutmuşum. Bu sizindi galiba.Jubileyi sizinle yapmak istedim.
KOMİSER- (Cüzdanı eline alarak) Valla bu benim. Ne zaman aldın lan. Eksik yok değil mi?
DOKUZ PARMAK- Olur mu? Komiserim. Jubileydi sadece sizleri seviyorum.
KOMİSER- (masasına oturarak) vay be dokuz parmak yaptı yine yapacağını Helal olsun valla bizi bile çarptı ya.
( Bekçi Rıza Elinde büyük bir canlı çiçek ile içeri girer ve çiçeği göstererek)
BEKÇİ RIZA- komiserim Bu çiçeği bir beyle hanımefendi bize göndermiş. Yanında bir zarf var. Ne olduğunu bilmiyorum valla.
KOMİSER - Aç bakalım Rıza neymiş bu zarf.
( Bekçi Rıza Zarfı Açarak sahneyi ortalayarak Ayyaş Bekir ve Karısı Kezban’ın yazdıkları mektubu yüksek sesle okur)
“ Sevgili komiserim. İçkiyi bıraktım süt içmeye başladım. Karım beni, ben de karımı ne kadar çok sevdiğimizi sizin verdiğiniz çiçekten sonra anladık. Bu çiçeği kurutmadık ve onu büyüttük. Bize göstermiş olduğunuz yakın ilgi ve alakaya nasıl teşekkür edeceğimizi bilemiyoruz. Yuvamızı yıkılmaktan kurtardınız. Sizden tek isteğimiz var. Bu çiçek ve mutlu yuvamız sizin eseriniz. Lütfen bunu kabul edin ve ona su vermeye devam edin. Yüzünüzdeki tebessüm, kalbinizdeki sevgi hiç solmasın. Bekir ve Kezban…”
KOMİSER- (Duygulanarak çiçeği eline alır)
Çiçekler arasında çiçeklerden bir çiçek,
Ümidim var rahmetle boy atıp gelişecek.
Sana bakmak: kırmızı, kıpkırmızı, yemyeşil,
Bana bir gül gerek, koskoca dünya değil.
Seni görmeyince, sükunetle ağlarım,
Yeterki bana gel, gözyaşımla sularım.
Ne para, ne mal, ne mülk, ne makam ne rütbe… hiç birşey beni bu kadar mutlu edemezdi. Bir yuvayı kurtarmak bir ülkeyi kurtarmaktan daha aşağı değildir. Bir kalbi kazanmak kabeyi tavaftan daha geri değildir. Sizlere hizmet etmek, acılarınızı paylaşarak onları dindirmek, ağlayan bir kalbi güldürmek bizlere verilmiş en büyük mükafat ve onurdur. Bu onuru bizlere yaşattığınız için hepinize sonsuz teşekkürler.
Alkışlarla perde kapanır.