Kullanıcı :  Şifre :   | Üyelik Başvurusu
 
SORGU
Eklenme Tarihi:17 Mart 2008, Pazartesi
Okunma Sayısı:
628

2.PERDE


SORGU

 


Memur Kaan yanında Dokuz Parmak ismiyle ün yapmış dolandırıcı, hırsız şahısla beraber içeri girer. Dokuz Parmak’ın bir elinde üstündeki malzemeleri koyduğu üst arama poşeti, diğer elinde kemer ve ayakkabı bağcıkları vardır.
Komiser Dokuz Parmağı görür görmez şartelleri atar.

MEMUR KAAN- Komserim Dokuz Parmağı yankesicilik yaparken suç üstü yakaladık.

KOMİSER- Ulan Dokuz Parmak yine mi sen? Kurtulamayacak mıyız senden yahu kardeşim? Her gün her gün buradasın kira falan verdiğin de yok.

DOKUZ PARMAK- Öyle deme komserim bozuluyorum valla. Arımızla namusumuzla çalışıyoruz şunun şurasında yani. Hem bak size zahmet olmasın diye üst aramamı kendim yaptım. Aha bu kemerim, bu da ayakkabı bağım.

KOMİSER- Adam uzman oldu kardeşim, karakola benden çok geliyor.
Bu sırada Dokuz Parmak izin almadan telefona sarılır ve bir numara çevirir.

KOMİSER- Ne yapıyorsun sen öyle kardeşim bırak telefonu.

DOKUZ PARMAK- Komserim telefon ediyorum yakınlarıma haber veriyorum,  hakkımı yeme bak.

KOMİSER- Bırak kardeşim senin yakının filan yok. Sana en yakın benim benim de haberim oldu. Telefona gerek yok.
Dokuz Parmak biraz bozularak battaniye ve yastık bulunan bankın üzerine  oturur.

DOKUZ PARMAK- Pislikten geçilmiyor abi ya ne bu bankın hali? Battaniye kokuyor ve yastıkta saç kılları var.

KOMİSER- Ulan onlar senin kılların. Senden başka orda yatan mı var var?

DOKUZ PARMAK- Ha iyi o zaman. Ne bileyim bi yanlışlık olmasın?

KOMİSER- Dokuz Parmak bana bak. Sen ne zaman akıllanacaksın ya? Dolandırmadığın adam, soymadığın vatandaş kalmadı kardeşim. Kendini de deliliğe vurduruyorsun, ne hapis, ne kodes, gel git, gel git. Yeter artık ya…

DOKUZ PARMAK- Ya komserim adamlar beni hep günaha sokuyor, çalmak istemiyorum ama adam öyle bir hareket ediyor ki “Abi Allah’ını seversen beni soy” diyor adeta.

KOMİSER- Dokuz parmakkk! Bak kırarım bir parmağını olursun Sekiz Parmak.

DOKUZ PARMAK- Yine yaparım.

KOMİSER- Kırarım bir parmağını daha olursun Yedi Parmak.

DOKUZ PARMAK- Bak o zaman yapamam çünkü yedi parmakla olmaz.

KOMİSER- Zıbar yat şimdi.

DOKUZ PARMAK- Ya komiserim bugün çok gerginsin valla.

KOMİSER- Tamam tamam daha fazla germe beni de yat oraya.

MEMUR KAAN- Komiserim bize ne zaman sorgu yaptıracaksınız. Gelen bütün sanık ve müracaatçılarla siz mülakat yapıyorsunuz. Cahil kalacağız valla.

KOMİSER- Yavrum acele etmeyin. Yavaş yavaş öğrenmeye çalışın. Hızlı giden atın boku seyrek olur dimi. Her şeyin bir vakti var. Size görev verilmedikçe zıplamayın tamam mı?

MEMUR YAŞAR- Ya komserim bu adamlarla ne konuşup vakit kaybediyoruz. Zaten gözetim süresi iyice azaldı. Adamın evine aramak için aramadığımız adam kalmıyor. Bu devirde sanık olmak varmış valla.

KOMİSER- Peki yavrum sen kendi evinin öyle gelişi güzel arama kararı olmadan aranmasını ister misin? Söyle bakalım.

MEMUR YAŞAR- O başka komserim. Ben ayrıyım.

KOMİSER- oğlum senin bokunda boncuk mu var? Sen vatandaş değil misin? Kendini vatandaş yerine koyacaksın ondan sonra karar vereceksin. Yoksa Vatandaş değil Yatandaş olursun.  Mort olursun yani.

Tam bu sırada Karakola üzerinde eski kıyafetlerin bulunduğu, köylü tipli, şapkalı, çirkin suratlı bir adam gelir. Hareketleri agresif ve kızgındır. Doğu şivesi ile konuşmaktadır.

KOMİSER- Buyur bey amca hoş geldin.  Bir derdin mi var?
Adam konuşmadan evet anlamında kafasını sallar.

KOMİSER- Kaan  al sana fırsat al şu dayımı da güzel bir mülakat yap bakalım. Neymiş derdi.

MEMUR KAAN- (Fırsatı bulmuş olmanın verdiği sevinçle ellerini ovuşturur ve ) tamam komserim hemen başlıyorum. Gel Dayı buraya otur bakalım. Eveeet… Adınız?

FORRİK AHMET- Adım Ahmat!

MEMUR KAAN-  İkiahmetgahınız?

FORRİK AHMET- İki Ahmet değil oğlum bir Ahmet.

MEMUR KAAN- Dayı onu sormuyorum yani nerede oturuyorsunuz ev nerde ev?

FORRİK AHMET- Çarşı Mh. Efkar sok.Nosu bir.

MEMUR KAAN- Ananız?

FORRİK AHMET- Nitçeen lan benim anamı? Kafamı bozma godummu Allahına kavuştururum haa.

MEMUR KAAN- Dayı dayı annenin adını soruyorum ne yapayım ben senin ananı ya?

FORRİK AHMET- Öyle desene yavrum ben senin yanlış anlamışam. Hatça Hatça Anam  adı Hatça…

MEMUR KAAN- Yaşınız?

FORRİK AHMET- Ne bileyim ben oğlum her sene değişiyor namussuz.  Beş yıl önce Altmıştı. Şimdi bilmiyorum ellibeş olmuştur herhalde.

MEMUR MECİT- Dayıma bak dünyayı tersine yaşıyor.( gülerek)

MEMUR KAAN- Ya kardeşim sorguya müdahale etmeyin ayıp oluyo ama.

MEMUR MECİT- Tamam tamam devam et büyük sorgucu.

MEMUR KAAN- (Kaan’ın kafası biraz bozulmuştur) ya dayı ver şu kimliğini de uzatmayalım işi. Yoksa kimlik bilgilerini almak bir hafta sürecek. (komisere dönerek) Adam sanki örgüt lideri adını zor alıyoruz ya.

FORRİK AHMET- Al o zaman da uğraştırma beni anamı avradımı soracağına işini tam yap memur begim.
Memur Kaan adamın kimlik bilgilerini bir kağıda yazar daha sonra Adama döner:

MEMUR KAAN- Evet Ahmet dayı. Söyle şimdi şikayetin nedir?
Forrik Ahmet kalbini tutarak derin derin nefes alıp vermeye başlar.

MEMUR KAAN- Astımlı mısınız?

FORRİK AHMET- Yooğ. Urfalıyam aslen ama burada oturuyorum.

MEMUR YAŞAR- Tövbe tövbe ya bu sorgu işi ne zormuş kardeşim. Nerede o Sultan Palamut  döneminden kalma sorgu taktiği…Adama adını sormadan suçunu öğrenir delilleri de toplardık vallahi. Neymiş efendim CMUK Amcaya ayıp olur, AB’nin gönlü kalırmış.

KOMİSER- İyiki suçlu falan sorgulamıyorsunuz ha. Kardeşim bu adamın bir derdi var onun için gelmiş karakola.  Babanız gelse onuda sorgularsınız siz bu kafayla. Size adamla mülakat yapın dinleyin diyorum siz “Rabbin kim? Nebin kim? Kıblen nere?” diye kabir sorusu soruyorsunuz. Bırakın kardeşim bırakın bi daha size sorgu-mülakat yok.
Memur Kaan dışarı çıkar.
Adam öksürmeye hapşurmaya başlar.

KOMİSER- Ahmet Dayı seni doktora gönderim hasta gibisin.

FORRİK AHMET- Yook yok istemez oğlum birazdan geçer, böyle sorguya can mı dayanır ondan kalbim sıkıştı.
Bilgisayarın başında oturan memur Mecit :

MEMUR MECİT- (Alaycı bir edayla) Ya komserim bu adamın Windovsu açık kalmış ondan üşütmüş dayım.

KOMİSER- Üşütük sensin zırtapos. Ahmet dayı senin mutlaka doktora gitmen gerek çünkü doktorun yaşaması gerek, verdiği ilacı hemen al çünkü eczanecinin de yaşaması gerek, fakat, ilaçları sakın kullanayım deme çünkü senin daha çok yaşaman gerek…(gülüşmeler)

FORRİK AHMET. Hee. Hee.. hee. Sağol doktor Komseri begim. Allah senden razı olsun tuttuğun altın bıraktığın bakır olsun.
Adam biraz rahatlamıştır. Açılmaya başlar.

FORRİK AHMET- Doktor komser beğim senin aha şu memur ( Memur Mecit gösterir) geçen gün bir kafede otururken beni kızıların yanında irezil etti. “Moruk nabersin?” dedi. Kızlar benimle alay etti yerin dibine girdim.

KOMİSER- (Memur Mecit’e dönerek)- Oğlum bu delikanlıya neden moruk diyorsunuz ya? Hem ayıp hem büyük iftira.

BEKÇİ RIZA- El İftiraül kebir, ve dahi sui zanül acayip yani…

KOMİSER- Amin amin…O ne ula Rıza dua mı ettin.

BEKÇİ RIZA- Yok komserim “ çok büyük iftira ve çook acayip bir sui zan” dedim.

KOMİSER- Türkçeyi becerdin Arapçan kaldı.

MEMUR MECİT-  Yok vallahi komserim ben beyefendinin yanındaki kıza “Moruk  utanmıyor musun? Böyle çıtır delikanlılara takılıyorsun?” dedim. Ahmet Bey üstüne alındı galiba. Hiç böyle bir sırma saçlı, kalem kaşlı, civanmert adama moruk denir mi? Teessüf ederim yani ( Mousu eline alarak) Mausumu kedi yesinki demedim komiserim.

KOMİSER- Bak Ahmet dayı sana dememişler, sakın sen bozulma, üzerine alma tamam mı? Oğlum Cumali Dayıma çay getir.
Çaycı Cumali kirli bardağı alır, çaktırmadan bardağı tükürerek temizler ve bir çay doldurarak getirir verir Ahmet dayıya.

ÇAYCI CUMALİ- Buyur dayım tavşan kanı afiyet olsun. Yarasın dayıma. Komiserim sana da vereyim mi?

KOMİSER- Ver ama benim bardağı yıkama Cumali sana zahmet olmasın (alaycı bir tavırla)

DOKUZ PARMAK- Ya Komserim teessüf ederim yani bize çay yok mu? Boğazımız kurudu.

KOMİSER- (Çaycı Cumaliye) Ver oğlum Cumali Dokuz Parmağa da ver.
Çaycı Cumali Dokuz Parmağa da bir çay verir.
Bu arada komiser telefon ahizesini eline alır ve telefondan ses gelmediğini görünce;

KOMİSER- Cumali şu telefona bir bak ses gelmiyor oğlum geçen sen yapmamış mıydın bunu?
Çaycı Cumali telefonun yanına gelir ahizeyi kaldırmadan kulağını telefona dayar ve.

ÇAYCI CUMALİ- Hee valla komserim hiç ses gelmiyor.

KOMİSER- Oğlum ahizeyi kaldırmadan sesin gelip gelmediğini nerden duyuyorsun.

ÇAYCI CUMALİ- Tamam komiserim arızayı buldum.

KOMİSER- Neymiş peki?

ÇAYCI CUMALİ- Telefonlar dinleniyor.

KOMİSER- Çok mu yorulmuşlar, salak evladım kablosu takılmadan telefon çalışır mı? (telefon kablosunu ağzına sokarak) Ulan ben telefon santrali miyim ki bunu ağzıma sokayım da çalışsın. Tak şu kabloyu yerine, çok bilmiş herif…Dokuz Parmak telefonla oynarken kablosunu çıkarmış.

DOKUZ PARMAK- Eeee komserim sen de telefon hakkımı yemeseydin.
Bu sırada Bekçi Rıza içeri gerer.

BEKÇİ RIZA- Komserim ben Bekçiyim diye bana hiç sorgu yaptır mıyorsun. Ben Kaan’dan daha iyi yaparım bu sorgu işini. Adamın kimlik bilgilerini bile alamadı herkes gördü.

KOMİSER- Tamam  Rıza  gel bakalım al Ahmet Dayıyı da sorgula bakalım. Kaç çocuğu var? ilk evliliği neden sona ermiş? öğren bakalım. Hadi..

BEKÇİ RIZA- tamam komiserim seyret beni. Dön Dayı buraya, gözümün içine bak, eyi gene bak.

FORRİK AHMET- Yitirmezsek bulduk valla. Sorgu tahtası yaptılar beni yahu..

BEKÇİ RIZA- Şimdi öt bakalım kaç sıpa yani uşak var?

FORRİK AHMET- Üç çocuğum var.

BEKÇİ RIZA-Üç çocuğun var değil mi?

FORRİK AHMET- Evet evet..

BEKÇİ RIZA- kaçı erkek?

FORRİK AHMET- Erkek yok.

BEKÇİ RIZA- Hiç kızınız var mı?
Bütün memurlar, Forrik Ahmet ve Dokuz Parmak kahkaha atmaya başlarlar.

BEKÇİ RIZA- Gülmeyin kardeşim sorgu işi ciddiyet ister. Söyle Ahmet Dayı İlk evliliğin niçin sona ermişti?

FORRİK AHMET- Ölüm sebebiyle.

BEKÇİ RIZA- Kim ölmüştü. (Herkes gülmeye başlar)
FORRİK AHMET- Ula sen maynak mısın?Ben ölsem ne işim var burada?

BEKÇİ RIZA- Dayı sen ruh gibi duruyorsun şüphelendim ondan öyle sordum. Bu sorgu taktiğidir herkes bilmez bunu. Peki şu sana Moruk diyen kimdi bir tarif et bakalım?

FORRİK AHMET- Orta boyluydu, kirli sakalı vardı.

BEKÇİ RIZA- Erkek miydi yoksa kadın mı?

FORRİK AHMET- Yok tarvestiydi ula sakallı kari mi var.

KOMİSER- Rıza yeter adamı kabız ettin valla. Sen de mi bu Modern Sorgu taktiği kursusu aldın yoksa? (gülerek)  Nerden buluyorsun bu Münker-Nekir sorularını…
Bekçi Rıza işi başarmış gibi böbürlenir ve göğsünü gererek;

BEKÇİ RIZA- Komserim doğal davranıyorum, bir de Sempati yapıyorum.

KOMİSER- O da ne?

BEKÇİ RIZA- kendimi onun yerine koyuyorum.

KOMİSER- Oğlum o dediğine Empati denir.

BEKÇİ RIZA- Saçmalamaktan bıktım artık bundan sonra kurşunlayacağım.
Bu arada telefon çalar. Komiser ahizeyi kaldırır.

KOMİSER- Efendim Komiser Bayram. Buyurun. Evet Ahmet ne oldu. Evet. Evet. Ne adam kendini sürekli kanalizasyon kuyusuna mı atıyormuş. Allah Allah…eeee…Ne bileyim oğlum ben demek adam kendini bi bok zannediyor, sürekli kendini kanalizasyona atıyorsa…Belediyeye haber ver, siz de yardımcı olun çıkartın herifi tamam mı? Peki.. der ahizeyi kapatır.

KOMİSER- Görüyorsun değil mi Ahmet dayı kimlerle uğraşıyoruz, bok püsür hepsi var maşallah…
Forrik Ahmet kafasıyla tastikler.

KOMİSER- Ahmet Dayı ben senin konunla ilgileneceğim hiç kafana takma. Sen gayet genç ve yakışıklısın. Ben bu memurlarıda hizaya getiririm. Rahat ol zaman zaman gel bir çayımızı iç ama bardağını evden getir. Bu Cumaliye güvenilmez. Valla sidikle bardak yıkar ( gülüşmeler)
Komiser Ahmet dayıyı uğurlar. Gelip Masasına oturur.

KOMİSER- Şükür Allaha zor gönderdik Moruğu.

MEMUR MECİT- Komiserim adama sen de moruk dedin. Bir de bize kızıyorsun.

KOMİSER- Oğlum her doğruyu her yerde söylemeyeceksin. Şimdi ben senin yüzüne geri zekalı, aptal desem olur mu? Olmaz tabi değil mi? Herkes gülüşmeye başlar.

Bu sırada merkez Karakolu’u anons eder.

MERKEZ- Merkez 78 15 Denizciler  Cd. No: 10’da ikamet yangını olduğu şeklinde ihbar alıyoruz. Ekiplerimiz ivedi yangın mahalline geçsinler.

MEMUR YAŞAR- Komiserim ekiplerimizi anons ediyorlar ne yapalım?

KOMİSER- Bari polis çağırsaydın hemen ekipleri anons etsene yavrum ne diye oyunda oynaştasın.

MEMUR YAŞAR- Tamam efendim. 78 15 Merkez 78 23 -78 25 hemen yanan eve geçin.
78 23- Anlaşıldı Merkez Çarşı mahallesinden seyir halindeyiz.
78 25- Biz de 44 Evlerden seyir halindeyiz.

MEMUR YAŞAR- Ne seyrediyorsunuz kardeşim müdahale etsenize.

KOMİSER- Tamam Yaşar tamam seyir halindeyiz demek hareket helindeyiz demektir. Sizin terimlerden haberiniz yok mu?

MEMUR YAŞAR- Var komiserim Fatih TERİM var.
Komiser ve diğer memurlar gülmeye başlar.
Bu sırada Memur Mecit yanında genç bir şahısla içeri girer.

MEMUR  MECİT- Komiserim bu çocuğu suçüstü yakaladık. (çocuk tinerci ve bağımlı biridir, elinde bali çektiği  poşeti vardır)

KOMİSER- Allah Allah..! ne yapıyordu? Suçu ne?

MEMUR MECİT- Elindeki demir çubukla otoların farlarını, camlarını, dikiz aynalarını kırıyordu?

KOMİSER- Çok garip, yavrum derdin neydi neden arabalara zarar verdin?

SANIK ÇOCUK- Kafam bozuktu, ölen babamı hatırladım. Kendimi kaybettim. Ne yaptığımı bilemiyorum. Biraz tiner çekince de…

KOMİSER- Kaç yaşındasın sen?
SANIK ÇOCUK- Onbeş yaşındayım.

KOMİSER- (çocuğun başını okşayarak sevgi dolu bir yürekle) Mecit  siz otaların gördü tespitlerini yapın, Çocuk Şubeye de haber verin, bu çocuğun ifadesini almayın çünkü yaşı küçük, ailesine teslim edin, ifadesini savcılıkta avukatıyla birlikte verir. Haydi götür teslim et çocuğu ailesine…

MEMUR MECİT- tamam anlaşıldı komserim der ve çocuğu odadan çıkarır.

KOMİSER-(Birden hislenerek ağlamaklı bir ses tonuyla seyirciye hitaben) Ben küçükken çobandım biliyor musunuz? Köydeki evimiz iki katlıydı, alt katta koyunlarımız üst katta biz yatardık. Sabah ve akşamları  koyunlarla kuzularımız buluşurdu. Her tarafı ‘meeee  meeee’ sesleri  kaplardı. Derken kuzular annelerini bulur ve memelerine yapışırlardı. Ortalığı derin bir sessizlik alırdı ama 4 kuzu var dıki onların sesleri hiiiiç kesilmezdi. Çünkü anneleri ölmüştü onların….Bir o koyunun memesine gider, bir o koyunun memesine gider ama koyunlar kendi kuzuları olduğu için onları ayakları ile iterlerdi. Bu benim rikkatime çok dokundu. Düşündümmm. Sonunda buldum biliyor musunuz? Bir tane gazoz şişesi buldum, içene süt doldurdum ve uçuna bir emzik geçirdim. Sonradan öğrendim şeherde ‘biberon’ diyorlarmış… O, 4 kuzuyu kucağıma alarak biberonla emzirmeye başladım. Ertesi gün ne oldu biliyor musunuz? Koyunlarla kuzuları buluşmaları içir bıraktığımızda tüm kuzular annelerine doğru koşarken o dört kuzu bana doğru koşuyorlardı. Karınları belki doyuyordu ama tüyleri pek soluk oluyordu be arkadaşlarrrrrr…Sonra polis ve baba olunca  gördüm ki annesiz babasız sevgisiz büyüyen çocukların betleri benizleri soluk oluyordu.
 
Komiser efkarlı bir halde mamasına geçerek oturur.
Biraz sonra bir Memur yanında ağlamaklı bir adamla birlikte içeri girer.

KOMİSER- nedir bu haliniz? Bu adam da kim?

MEMUR KAAN- Komiserim bu adam evi yanan adam.

KOMİSER- eee! Peki neden getirdiniz bu adamı?

MEMUR KAAN- İfadesini alacağız efendim.

KOMİSER- Ne ifadesiymiş?

MEMUR KAAN- Efendim yangının nasıl çıktığını soruşturucağız?

KOMİSER- Ne soruşturması kardeşim görmüyor musunuz adamcağızın ne halde, zaten dünyası başına yıkılmış.

EVİ YANAN ADAM- Amirim beni buraya zorla getirdiler, zaten evim barkım yanmış, ne yapacağımı bilemez haldeyim, perişanım yardımcı olacaklarına suçlu gibi beni karakola getirdiler.

KOMİSER- Adam haklı kardeşim, kusura bakmayın dayı acınızı paylaşıyoruz. (memurlara döner): Bırakım kardeşim adam zaten perişan bir halde ne diye tutup getirirsiniz bilmem ki?, adı belli, soy ada belli, bi-mekan takımı değilki ifadesinde ne soracaksınız?,bundan sonraki hayatınızda ne yapmayı düşünüyorsunuz mu diyeceksiniz? Biz insanlara eza cefa vermek için burada değiliz ki, destek olacağımıza köstek olalım, ifademi alacaksınız ne yapacaksanız sonra yaparsınız, bırakın daha sonra gelir beyefendi.
Şahıs gittikten sonra memurlar kendi aralarında fısıltıyla bir şeyler konuşurlar.
KOMİSER- Ne bıdı bıdı edip duruyorsunuz aranızda?

MEMUR KAAN- Şey komiserim.
KOMİSER- Ne komiserim…

MEMUR KAAN- Komserim şu ki bu adamın adresi yanıp bitip kül olduğuna göre o da bi-mekan takımından sayılmıyor mu acaba? Yani bu saatten sonra nasıl ulaşacağız adresine, nerden bulacağız bu adamı?

KOMİSER- (telaşla)Doğru yav Kaan.  Hakkaten ciddi bir konu bu çabuk tutup getirin şu evzsiz, barksız bi-mekan takımını bana.
Memurlar hızla dışarı fırlar. Gülüşmeler arasında perde kapanır.

 
 
 
Wtcart
Kaligrafi Ebru Hüsnü Hat Şiirler Tiyatro